19 Mayıs 2013 Pazar

KİTAP FUARLARI


Geçen hafta çok sevindiğim ve tekine de katıldığım iki etkinlik vardı. Yemek bloğumda da bahsettiğim myworldinthebooks.blogspot.com da gördüğüm 5. Kocaeli Kitap Fuarı ile ilgili paylaşım bana o kadar ilginç geldi ki burada da bahsetmeden edemeyeceğim. İki bin kitabı fuar bahçesinde ağaçlara asmışlar ve fuara gelenler alabildiği kadar alıyorlar. Düşünsenize ağaçlardan kitap topluyorsunuz. Özellikle çocuklar için ne kadar özendirici. Slogan da müthiş. " Ağaçlar Kitap Açtı." Hangi partiden olursa olsun kim yaptıysa helal olsun.




Ben o arkadaşın bloğundan çektim fotografı çok net değil ama gözüküyor işte ağaçta kitaplar.



Yemşyeşil ağaçlıklı bir yol ve sıra sıra kitaplar. Müthiş gerçekten.




Bu fuarda ikinci güzel olayda fuar alanına bir çeşme yapmışlar ve içinde sıcak çorba var. Yanında da kağıt bardaklar doldurup alıyorsunuz çorbanızı. Çorba çeşmesi ne kadar ilginç. Haberim olsaydı bu fuarın tarihinden, atlar giderdim İstanbul'dan ne kadarcık yol ki.

Geçen haftanın ikinci güzel haberi Cumartesi günü oğlum Tunca'nın telefonuyla geldi. Sarıyer'de iki gün önce bir kütüphane açıldığını, o gün de Soner Yalçın ve Ahmet Ümit'in söyleşisi olduğunu ve kitaplarını imzalayacaklarını söyledi. Tabii bir Ahmet Ümit fanatiği olarak koşarak gittim. Adı " Demirtaş Ceyhun Halk Kütüphanesi". Denizin kenarında çok büyük bir bahçesi var. Bahçede kitabevlerinin standları, karşısında yazarların  kitaplarını imzaladıkları standlar var. Ayrı bir köşeye ağaçların altına bir çardak yapmışlar. Oturma yerleri var orada yazarlarla, şairlerle sohbet ediyorsunuz.






Kütüphanede çoğunluğunu Demirtaş Ceyhun'un ailesinin bağışladığı 5500 kitap var.





Kitabevlerinin standları.






Bu da diğer bir görünüm.






Bir diğer köşede çay bahçesi gibi bir yer yapmışlar. Belediye ücretsiz olarak su, çay, kahve, meyve suyu dağıtıyor. hatta isterseniz Türk kahvesi bile yapıyorlar.






Bu kısım da söyleşi alanı. Çok uzaktan çekebildim konuşan  Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz. Babası ile ilgili çok ilginç ama bir o kadar da hüzünlü şeyler anlattı. Çoğu hapiste ve hastanede geçen bir seksen yıl. Aydın Ilgaz dört yaşında babası hapiste ve verem. Her gün çok düzenli ve iyi beslenmesi gerekiyor. O zamanlar bir gün kadınlara bir gün de erkeklere ziyaret varmış. Aydın Ilgaz kadınlar gününde küçük olduğu için annesiyle gidebiliyor. Ama erkekler gününde annesi giremiyor. Rıfat Ilgaz hasta mutlak yemek gitmesi gerek. Dört yaşındaki çocuk elinde yemekler, ayağında prangalı işkence görmüş mahkumların arasından geçerek babasına ulaşıyor.Dört yaşında ya. :(( Bir başka anısı da bunu ağlayarak anlattı. Aile Kastamonu'lu. Ilgaz hapse girecek ama Kastamonu'da bütün hapishaneler dolu. Et Balık Kurumu'nun mezbahasında elleri bağlı olarak dört gün bekletiyorlar. Annesi Kandilli Kız Lisesinde öğretmen ve Ilgaz soyadından dolayı okuldan atılacak. Mecburen Rıfat Ilgaz'la ayrılıyorlar.








Bu da büyüteçle bakarsanız anlayacağınız üzere Soner Yalçın. Soner Yalçın benim için hep bir soru işaretidir nedense onun için pek sevmem ama dinledim. En ilginç saptaması bugünkü iktidarın uygulamalarının seçimle gelmiş olan Allende'nin darbeyle indirilmesi ve onu takip eden olayların arasında bire bir benzerlik olduğunu anlatmasıydı. Halkın uyuduğunu, AKP'nin en büyük amacının muhalefeti bölmek olduğunu ve bunu başardığını falan anlattı.

Ha şimdi diyeceksiniz ki Ahmet Ümit ne oldu. Ahmet Ümit'le çardakta güzel güzel sohbet ediyorduk. Kendisinin bir fanatiği olduğumu ve bütün kitaplarını okuduğumu, şimdi de aynı tür olduğu için Tess Gerritsen okuduğumu söyledim. Gerritsen hakkında pek olumlu düşünmediğini, ondan o kadın diye bahsetmesinden hatta burada yazamayacağım şeyler de söylemesinden anladım. :)) Bu arada yeni kitabı yaz sonu çıkacakmış. Tam sıra imzaya geliyordu ki bu sefer büyük oğlum Arda aradı ve GS-TS maçına bilet olduğunu ama bir saat içinde bileti Mecidiyeköy'den almam gerektiğini söyledi. Nasılsa Ahmet Ümit'e daha çok rastlarım ve kitap imzalatırım düşüncesiyle Galatasaray maçına doğru yola çıktım.

Eğer bu güzel günlerde Boğaz havası almak isterseniz Kütüphaneye de uğrayın derim. Hüviyet kaydı yaptırarak istediğiniz kadar kitap alıp okuduktan sonra geri getiriyorsunuz.

9 Mayıs 2013 Perşembe

KARDEŞİMİN HİKAYESİ - ZÜLFÜ LİVANELİ


Livaneli'den bir müthiş roman daha. Bugün bir televizyon röportajında yani ben kitabı okuyup bitirdikten sonra, bu romanı Güney Tayland'da ıssız bir adada dünya haberlerinden ve uygarlıktan uzak bir yerde yazdığını anlattı. Son derece sürükleyici olan bu kitap edebiyatı ve edebiyat tarihini sevenlerin çok hoşuna gidecek.

Duyguları olmayan bir adamın ve kardeşinin öyküsü bir cinayetle beraber işleniyor.Duyguları olmayan derken duygusuzu kastedmiyorum. Çfke, ego, aşk, sevinç, kızgınlık gibi hiçbir duyguyu bilmeyen mühendis Ahmet'in öyküsünün sizi de saracağına eminim.




Podima, Kerberos, Olga, Vudmilla, Arzu, Ali, Swetlena, Hatice Hanım, Muharrem, savcı, gazeteci kız, Mühendis Ahmet ve Mühendis Mehmet bu romanda öyle aakıcı bir dille anlatılmış ki. Kelemine sağlık Livaneli.
Bu romanın müziği Melody Gardot. Yazarken devamlı onu dinlemiş. Gardot fiziğiyle, sesiyle, müziğiyle gerçekten muhteşem.

Serenad fırtınasından sonra Livaneli’den nefes kesen bir roman


Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı’nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir. 
Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız. 

Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz’in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum. 

15 Nisan 2013 Pazartesi

SOKAK KEDİSİ BOB






Eğer kediniz varsa veya kedi seven biriyseniz mutlaka okumanız gerekir. Uyuşturucu bağımlısı bir sokak çalgıcısıyla bir sokak kedisi olan Bob'un zaman zaman komik, bazen de duygusal olarak gelişen yaşam hikayeleri. Bir kedinin, yaşamı sokaklarda geçen bir insanı nasıl değiştirdiğini gözlemliyoruz. Bu kitabı okuduktan sonra kedilere daha başka gözle bakmaya başladım.









Kitap James Bowen tarafından yazılmış ve olay kendi başından geçiyor. Yani yazarın kendi öyküsü. Kitabın özgün adı, A Street cat Named Bob.









Şu güzelliğe bakar mısınız? Gerçi sahibi tasmayla gezdiriyor, bu bana çok gerçekçi gelmedi ama. :)) Köpek tamam da kedi tasmayı kabul eder mi ya?









Sahibi sokaklarda şarkı söylüyor o da yanında saatlerce oturuyor.







Evlerinden kilometrelerce uzakta metro istasyonuna gidiyorlar her gün, Bob sahibinin omuzunda bu süreçte.









Bob kitabının tanıtımını yaparken görülüyor. :))) 22 dile çevrilen bu kitabı mutlaka okuyun. Elinizden bırakamayacaksınız.


13 Nisan 2013 Cumartesi

İSTANBUL ARKA SOKAK LEZZETLERİ





Dergilere, gazete eklerine baktığınız zaman İstanbul'da yemek yenecek birçok yerle karşılaşırsınız. Ama hemen hepsi lüks ve pahalı yerlerdir. Bunlar genelde mezeleriyle, kebaplarıyla, şaraplarıyla veya servisleriyle ünlü yerlerdir. Halbuki İstanbul'da bunların dışında Balkan, Kafkas ve Ortadoğu tatları taşıyan çok geniş bir yemek kültürü var. Ansel Mullings ve Yigal Schleifer adlı yazarlar bundan yola çıkarak bütün İstanbul'u taramışlar ve arka sokaklarda kalan bu lezzet yerlerini keşfederek bir kitapta toplamışlar.









İstanbul'da yaşayan ve çok dolaşan bir kimsenin arka cebinde olması gereken bir kitap. Canınız köfte mi istedi? En ucuz ve en güzeli nerede yenir? Veya kokoreç m çekti canınız gönül rahatlığıyla yiyebileceğiniz yer neresidir? Hatta simidin en güzeli, kurufasülyenin hası nerededir? Hepsi var kitapta.









Kitap İstanbul'u bölge bölge ayırmış bu yüzden istediğiniz yeri bulması çok kolay. Hatta Beyoğlu bile Yukarı Beyoğlu, Aşağı Beyoğlu diye ayrılmış.








İstanbul'un dışında yaşayıp bu şehre gelmeyi düşünenler için de tam bir kaynak kitap. Kitap 2010 yılında Boyut yayınlarından çıkmış.Sevin Turan çevirmiş.İstanbul'da yaşıyorsanız, gezmeyi, yemeği seviyorsanız tam size göre. Tavsiye ediyorum.

11 Nisan 2013 Perşembe

GİZLİ MİRAS - Ahmet Karayün







 Birçok blogda devamlı bir çekiliş var bazıları çok da güzel hediyeler veriyor. Ama ben prensip olarak katılmıyorum. Geçen hafta bir kitap bloğunda yorum yaptım. İlk yorumu ben yapmışım blog sahibi de ilk yapana kitap göndereceğini yazmış postunun sonunda . Ben bunu sonradan gördüm. Neyse adres bilgilerim istendi ve kitabım kısa sürede geldi. Benim için en büyük hediye kitaptır. Kargoyu heyecan ve sevinçle açtım, içinde Ahmet Karayün'ün Gizli Miras adlı kitabı, bir sürü ayraç, kitabın posteri ve kitabı basan "adomajans"ın bir kartı çıktı. Her zaman kendim seçmediğim bir kitabı okumakta zorlanırım. Açıkcası bu kitaba da aynı önyargıyla yaklaştım. Fakat yanıldığımı kısa sürede anladım. Daha ilk sayfadan olayın içine giriyorsunuz ve sonuna kadar elinizden bırakamıyorsunuz. Hele sonlara doğru inanılmaz sürpriz bir şekilde gelişiyor. Okumanızı öneririm.








Okurken yanınızda bir de kurşun kalem olsun. Romanda çok güzel sözler var altını çizersiniz.






Arka Kapak

Miras denince aklınıza hemen para mı geliyor? Peki, size kalan miras bir kasa şarap, bir kütüphane dolusu kitap olsaydı ne yapardınız? Kanı kanla yıkayabilir misiniz? İntikam almanın tek yolu tabanca ve şiddet midir? İhanetsiz aşkı bulmak bu kadar mı zor? İntikam; soğuk yenince mi, sıcak yenince mi lezzetli bir aştır? Tüm bu sorular beynine yıldırım gibi düşen Galip, vardığı yol ayrımında ne karar verecek? İstemediği halde kendini ortasında bulduğu bu savaştan aklı mı, duyguları mı galip çıkacak?

Erdal Demirkıran/ Dünyanın En Akıllı İnsanı.
(Nefes almadan okuyacaksınız;az kalsın ölüyordum).



Yazar:Ahmet Karayün

Sayfa Sayısı: 228
Dili: Türkçe
Yayınevi: Adom Yayıncılık

8 Nisan 2013 Pazartesi

GÖLGESİZLERİN TUTKULU DANSI - TESS GERRITSEN






Kitabın ilk 50 sayfasını büyük bir hayal kırıklığı içinde okudum. Tess Gerrıtsen'in alıştığımız tarzının çok dışındaydı ve çeviri hataları yüzünden olayları ve şahısları anlamakta güçlük çekiliyordu. Ama sonra müthiş bir macera ve aşk da girince işin içine kitabı elimden bırakamadım.

Aynı zamanda aynı yere giren iki kişi. Olay hırsızlık gibi görünse de amaçları farklı ikisininde ve orada karşılaşıyorlar. Sonra kesişen bu yolda heyecan verici  olaylar birbirini takip ediyor. İkisi de aslında suçsuz olduklarını ispatlamaya çalışırken komplolar, trajik olaylar ve bunlarla beraber süregelen bir aşk hikayesi. Okumanızı tavsiye ediyorum. Tess Gerrıtsen'i çok seveceksiniz.








Kimi zaman benzerlikler, kimi zaman da zıtlıklar bizleri birleştirendir. Tess Gerritsen severler nefes kesici bir macera ve tutkuyla karşı karşıya...
-Romantic Times-

Tesadüf eseri aynı anda, aynı yerde farklı amaçlarla bulunan iki gölgesiz...Servet değerindeki sanat eserleriyle yüklü olduğu söylenen bir gemi ve gemideki masum insanların katledilişi... Eski sevgilinin âşığına yazdığı mektuplar... Kazanç elde etmek için her yolu mubah gören bir adam...

Tüm bu karmaşaların ortasında kaderin bir araya getirdiği iki yabancı, masumiyetlerini ispat etmeye çabalarken bizleri komplo,trajedi ve tutkulu bir aşkın içine çekerek, heyecan dolu bir maceraya sürüklüyor.

Tıbbi gerilim romanlarının ustası Tess Gerritsen, Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nda sağlam karakterler yaratmadaki başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.
-Booklist-

Heyecanı her zaman zirvede tutmayı başaran Tess Gerritsen, sizleri karşı konulmaz bir serüvene çekiyor. Bu kitabı okurken gölgesizlerin peşine takılmamak imkânsız.
-Publishers Weekly-

Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nda sırların, ölümlerin, gözü dönmüş insanların içinde kendi masumiyetlerini ortaya çıkarmanın peşinde olan kahramanlar, okuyucuları heyecan dolu bir maceraya sürüklerken, romantizmin sınırlarını zorluyorlar.
-The Times-
(Tanıtım Bülteninden)



1 Nisan 2013 Pazartesi

GRİNİN ELLİ TONU




Aylardır sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok yerinde liste başı olan bu kitabı nihayet bitirdim.Herkes 2-3 günde bitirmiş ben neredeyse bir aydır okuyorum. Yoğun cinsellik hatta zaman zaman pornoya kaçan ögeler taşıyan bu roman niye uzun süredir liste başı bir anlam veremiyorum. Hani sadece Türkiye'de olsa cinsellik konusunda sıkıntıları olan bir millet olduğumuzdan normal karşılanabilir ama ABD gibi, İngiltere gibi  dünyanın birçok çağdaş ülkesinde de en çok okunanların başında. Üçlü bir seri ben diğer ikisini okumayacağım.










Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak!

Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...

Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğrayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder. 
(Tanıtım Bülteninden)
Türkçe (Orijinal Dili:İngilizce)
576 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 21 cm 
İstanbul, 2013, 4. Basım
ISBN : 9786055289836
Editör : Aycan AkZeynep Tür