7 Kasım 2013 Perşembe

32.İSTANBUL KİTAP VE SANAT FUARI




Ne çabuk geçti bir sene. Daha dün gibi hatırlıyorum geçen seneki fuarı. Neyse metro kapısına kadar gidiyor da artık uzak diye şikayet edemiyoruz. Gene de çok uzun sürede gidiliyor resmen İstanbul dışı. Bu sene sanki daha da görkemli olmuş. Müthiş bir ilgi var. İlköğretim okulları akın akın geliyorlar. Tabii ki .küçük yaşta çocukları buralara getirip gezdirmek çok doğru ama başlarındaki öğretmenlerin daha önce gelip fuar alanını görmeleri ve bir program dahilinde gezmeleri şart. En az dört saatte gezilen bir yerde bu sürenin sonunda çocuklar bitkin vaziyette yerlerde sürünüyorlar. Kitap sevgisini aşılayalım derken soğutmayalım lütfen. Bir tespitim de oraya kadar geliyor çocuk ve gençler ama kitap fuarıyla iç içe olan sanat fuarını gezmeden gidiyorlar. Sanat fuarında hep belli bir yaş üstü insanlar dolaşıyor. Halbuki özellikle bu sene sanat fuarı da muhteşem.








Fuara giriş yedi lira ama davetiye bulmak çok kolay. Ben hiç para verip giren görmedim. :))








Giriş kısmı rengarenk, cıvıl cıvıl çocuklarla. Artık okuyan hem de bilinçli olarak okuyacağını seçen bir nesil var. Gençler bir yıl boyu alacakları kitapların listelerini yapmışlar, bunun için bir bütçe ayırmışlar ve fuara gelmişler.







Fuar alanından bir görünüş. Dikkat edin ellerindeki poşetlere. Yani kuru kalabalık değil bu sefer.








Çocuklar için çok güzel yerler yapmışlar. Özellikle çizgi romanlar müthiş. :))









Her konunun ayrı yerleri var. Üstte arkeoloji ile ilgili kitaplar, aşağıda Penguen'in standı. Posterler, takvimler, anahtarlıklar, ayraçlar, kupalar hep penguen yazılı. 







Bütün standlarda kitaplar indirimli. %20 ile %70 arası indirimler. Yukarıda standda bütün kitaplar 4 lira.







İşte Pegasus yayınları. İndirimler inanılmazdı. tabii gençlerin hücumu var her an.








Atalay Demirci kitap çıkarmış. Yetenek sizsinizden tanırsınız. Ya önce bir yaptığın işi sağlamlaştır sonra başka dallara atla. Kim alır onun kitabını merak ediyorum.








Kültür sanat yayınları. Ne yazık ki en boş standlardan biriydi.









Helal olsun bu hanıma. Belli ki ekonomik durumu iyi değil ama dört çocuğunu almış ve fuara getirmiş. Çocukların kitaplara nasıl bir aşkla baktıklarını görüyor musunuz? Tunca geçen sene Tekin Yayınevindeyken böyle çocuklara ücretsiz veriyordu kitapları.













İlginç iki stand.






Atatürkçü Düşünce Derneği'nin yeri. Mustafa Kemal'le ilgili birçok ürün var ve çok da rağbet görüyor. Özellikle gençlerin ilgisi çok büyük.













Çok şirin bir standdı. Hayvan hakları federasyonunun yeri. Her türlü hayvan motiflerinin yer aldığı çeşit çeşit ürün. Buraya da ilgi çokdu.







Yeşiller ve Sol Yayınlarının yeri. Onlarda kendi düşüncelerini ifade etmek fırsatı bulmuşlar.








Tabii ki sahaflar. Burada onlara da geniş bir yer ayrılmış. Daha yeni sahaflar fuarını defalarca gezdiğim için buraya çok fazla zaman ayırmadım.
Bu arada ize fuardan aldığım kitapları da yazayım. Tabii ki Ahmet Ümit'in son kitabı Beyoğlu'nun En Güzel Abisi. Polisiye sevdiğim için Tunca'nın tavsiye ettiği iki Alper Canıgüz kitabı. Gizli Ajans, Oğullar ve Rencide Ruhlar. Ve de Desperate Housewives'ın Yemek Kitabı. Okudukça buradan da paylaşırım.

Dediğim gibi hemen Kitap Fuarının bitimiyle Sanat Fuarı başlıyor. Giderseniz burayı mutlaka gezin. Kız kardeşimin de burada bir standı var. Ares Sanat Galerisi. 








Kardeşimin galerisinden bir tablo. Adı, " çapuling". miş. :))))









Gene kardeşimin gelerisinden resimler.









Bunlarda heykeller.














Ressam Bayram Gümüş bütün galerilerin isim ve resimlerinin yer aldığı bir tablo yapmış. İlk resim genel görüntüsü, aşağıdaki de yakından bir kesit. Arşiv niteliği taşıyor aynı zamanda.








Bayram Gümüş'den başka bir resim. Bütün resimleri böyle detaylarla dolu.












Sanat Fuarı tamamiyle Gezi etkisinde. İşte onunla ilgili bir fotograf.








Sanat Fuarının söyleşi alanı. Zaman zaman sanatçıların söyleşisi oluyor.








Sanatçıların bir bildirisi.












Sanata ve kitaba düşman olanların protesto edildiği bir yer hazırlanmış.








Ayın onuna kadar devam ediyor mutlaka bir fırsat yaratın kendinize.



8 Ekim 2013 Salı

RED - KİT ( Lucky Luke )

Son zamanlarda yeniden Red Kit bağımlılığım tuttu. Düşündüm de defalarca zevkle okunabilen başka bir roman, hikaye, zevkle çok kere izlenebilen film var mıdır? Dün okurken gene aynı heyecan, aynı tebessüm, aynı merak. Dünyada en çok sevilen ve okunulan ülke de Türkiye imiş. Hatta bir tek Türkiye'de filme alınmış. İlk önce Öztürk Serengil, sonra İzzet Günay, en son da 1974 yılında Sadri Alışık Red Kit'i oynamış. Üç aktöre de çok saygı ve sevgim olmasına rağmen üçünü de bu role yakıştıramadım.







Çünkü Red Kit çocukluğumuzdan beri bizim için  bir tubudur. Red Kit'in asıl adı Lucky Luke. Belçika'lı yazar Maurice de Bever ( biz Morris diye tanıyoruz) yaratmış. Gene ilginç bir not en az Amerika'da seviliyor ve tanınıyor. Red Kit gölgesinden hızlı silah çeker.








Geniş paçalı kot pantalonuyla, yumurta topuklu çizmeleriyle, başından hiçbir durumda düşmeyen kovboy şapkasıyla bir efsane kahramandır. Ağzından hiç eksik olmayan sigarası da bir semboldür ama sonra çocuklara kötü örnek oluyor diye Red Kit'e sigarayı bıraktırdılar. :)))) Sigaranın yerini saman çöpü aldı.







Yukarıda tebessüm ettiren bir fotograf. Zaten Red Kit'i yakalasa yakalasa Türk polisi yakalardı. :)))) At ıdüldül ve biraz salak köpeği Rin Tin Tin Red Kit'in can yoldaşıdır. Maceralarda sık sık Düldül'ün sikayetlerini de okuruz. Rin Tin Tin'in ise kötü adamlarla arası çok iyidir. Daha doğrusu o öyle zanneder. Kendisine verilen görevleri hep yanlış anlamıştır. Benim en sevdiğim karekterler boyları bir garip olan Dalton kardeşlerdi. Bunları azılı suçlular gibi düşünürüz ama aslında hiç adam öldürmemişlerdir. Sırf Red Kit'e gıcık olduklarından hırsızlık yaparlar. Sık sık onları hapishanede ayakları zincirlere bağlı olarak taş kırarken görürüz. Bunların en safı en uzun boylusu olan Averal'dir.








Yukarıda gördükleriniz benim evdeki Red Kit'lerden bazıları. Maceralardaki diğer kahramanlar ise cenaze levazımatcısı, üç kağıtçı kumarbazlar ve hakim başlıcalarıdır.
Red Kit birçok devlet başkanının, önemli kişilerin de bağımlısı olduğu bir çizgi romandır. Rahmetli Turgut Özal'ın meclisteki önemli oturumlarda bile çaktırmadan  Red Kit okuduğu o zamanlar bir şehir efsanesi olarak ağızdan ağıza dolaşmıştır.

" Ben evinden uzak yalnız bir kovboyum" Bütün romanları böyle biter.





30 Eylül 2013 Pazartesi

7. SAHAF FESTİVALİ




Beklediğimiz sahaf festivali bugün başladı. Ben kaç senedir takip ediyorum nedense ilk gün çok rağbet görmüyor. Son günlerinde ise insanlar hücum ediyor ve festival süresinin uzatılması isteniyor. İlk günlerde fiyatların uçuk olması en büyük neden bence. Eğer İstanbul'daysanız mutlaka gezmenizi öneririm. Kendinizi zaman tünelinde hissediyorsunuz. Eski kitaplar, gazeteler, kartpostallar, gravürler, 45'lik plaklar, longplayler insanı alıyor başka bir diyara götürüyor. Hele o eski kitapların kokularını hissetmek müthiş bir duygu. Aslında benzer bir paylaşımı geçen sene de yapmıştım ama bu etkinlikler çok önemli yüz defa da paylaşsak yeridir.









Bu festival bu sene aslında Taksim Gezi Parkında olacaktı ama son anda eski yeri olan Tepebaşı'na alındı. Ben Beyoğlu Belediye Başkanından nefret ederim. Bu benim demokrasi içindeki görüşümdür. Adamın adını okuduğum zaman tansiyonum çıkıyor. Ama yapılan iyi bir olayı da takdir etmemek olmaz. Buraya kadar her şey süper. Peki ne oldu da korktunuz da Gezi Parkında yapamadınız. Böyle güzel bir etkinliği kim sabote edebilir? Yazık ya insanına, gençliğine bu kadar güvenmeyen ve de korkan bir anlayış olabilir mi? Halbuki ne kadar yakışırdı ağaçların altında, çiçeklerin içinde bu festival buraya.








Çok eski kitaplar, Osmanlıca eserler.












Kartpostallar, fotograflar. Ya anlamadığım bir şey oldu burada  birisi bu fotografları sahafa satmış. Biraz dikkatli bakınca görmüş geçirmiş bir bir aile belli ki. Ve gene belli ki aile büyükleri ölünce bu anı belgeleri sahafa kadar düşmüş. Saklamaya niyetiniz yok yırtın, yakın falan. Üç kuruş para için satılır mı bunlar. Çok üzücü çok.








Ne alrsan 5 tl. dükkanı. İnanılmaz yerli ve yabancı yayın var. Herhalde ilk günlerde tükenecek her şey bu dükkanda.








Çok eski Cumhuriyet gazeteleri, eski kitaplar.








Festival alanından yeme içme yerleri. Her türlü ihtiyacınız düşünülmüş. Ama ilk gün dediğim gibi fazla rağbet yok. Ama son haftasını da bildiğim için bu boşluğa takılmadım tabii.








Bu da başka bir köşe. Yeni ve eski kitaplar iç içe.








Gene eski kitaplar. Sağ üste Galatasaray tarihi birinci cilt. Almak istedim ama çok para istiyorlar. Bakalım belki kalırsa son günlerde fiyatı düşer diye umut ediyorum. :))








Veeeee imparator askerde. Askerlik yapmayanlara kapak olsun. :)))) Herhalde 70'li yıllar bu fotografı dün gibi hatırlıyorum.








Neredeyse 100 yıllık bir Galatasaray Lisesi yıllığı. Biraz inceledim içinde fıkralar, yatakhane etkinlikleri, hocaların takma adları, çekilen kopya metodları çok ilginçti. :))))









O zamanlarda da gündem çok farklı değilmiş. :))








Gene her şeyin 5 tl. olduğu başka bir dükkan. Dikkatli incelenince çok güzel kitaplar var her konuda.








Ayraçlar çeşit çeşit. Hem de 50 kuruş.








Bu da karışık her dönemden, her konudan kitapların olduğu bir dükkan.








İşte tam bir nostalji köşesi. Gıcık, Akbaba, Mikrop ne dergilerdi. Hele Akbaba.







Kitapların bu halini çok seviyorum. Evde de böyle olması bana huzur veriyor. :))







Bugünlük bu kadar. Eğer yakınlarda bir yerlerdeyseniz mutlaka ziyaret edin bu fuarı.